NÜKLEER SANTRALLER VE ÇEVRE

Bu yazımda sizlere Nükleer reaktörler (nükleer enerji santralleri) hakkında bilgiler vereceğim. Nükleer santral nedir? Nükleer santrallerin tarihi gelişimi nasıldır? Nükleer santral ne işe yarar? Nükleer santrallerin çevreyle olan ilişkisi nedir? Nükleer santraller gerçekten zararlı mıdır? Nükleer santrallerin yerine neler kullanılabilir? gibi soruların cevaplarını elimden geldiğince sizlere anlatmaya çalışacağım.





Nükleer Santral Nedir? Nükleer Santrallerin Tarihi Gelişimi

Radyoaktif maddelerin çeşitli reaktörlerde yakıt olarak kullanılması ve bu yakıtın yakılmasıyla birlikte oluşan enerjiye nükleer enerji denir. Nükleer enerji santrallerinde gerekli ısı atomlarının reaktörlerde bölünmesiyle elde edilir. Nükleer santrallerden elektrik üretimi 1956 yılında başlandı. 1956 yılında nükleer enerji reaktörlerinin yavaşlatıcıları grafitti ve yakıt olarak ise magnezyum alaşımından  bir kap içerisine yerleştirilmiş doğal uranyum metali kullanılıyordu sistem basınçlı karbondioksitle soğutulmuyordu. Tepkime sırasında oluşan ısıyı emen co2 bunu ısı değiştiricilerine taşıyor ve ısı burada, elektrik üretmeye yarayan türbo-alternatörleri çalıştıracak buharı elde etmek için kullanılıyordu.  Bu tip reaktörlere "magnox" tipi reaktörler deniliyordu, daha sonra bunların benzeri başka reaktörler yapdıldı ve Geliştirilmiş Gaz Soğutmalı Reaktör (AGR) tipi ortaya çıktı.

Yukarıda kısaca size nükleer santrallerin oluşumundan bahsettim, şimdi teknolojisininde çok ileride olması yukarıdaki sistemleri daha güvenilir hale tabiki getiriyor ancak bu şimdilik yeterli olamamaktadır, çünkü herhangi bir büyük depremde, selde v.b doğal olaylarda nükleer santraller güvenliği ne kadar yüksek olursa olsun büyük tehlike altındadır. Zaten bir kere nükleer santral kazası olduğunda orada büyük ekolojik felaket olmaktadır.

Nükleer Santraller Ne İşe Yarar

Dünya'daki ilk nükleer enerjinin ortaya çıkışı çok uzun yıllar öncesinde dayanmaktadır. Afrika'da Okla Goban'da bulunan uranyum madeninde, yer altı sularınında maden içersinde olması nedeniyle doğal bir nükleer reaktör oluştuğu ve binlerce yıl ısı ürettiği son yıllarda ortaya çıkmıştır.

Daha sonra Einstein'ın güneş çekirdeğinde bulunabilecek kadar yüksek ısılarda maddenin nasıl enerjiye dönüşebileceğini  gösteren ünlü E=mc2 denklemini bulmuştur. Bu denklemin anlamı çok küçük miktardaki bir maddenin (uranyum - plütonyumun) dev miktarda enerji açığa çıkaracağını göstermektedir.


Nükleer Santrallerin Çevreyle Olan İlişkisi




Bildiğiniz gibi küresel ısınmayı tetikleyen en büyük etkenlerden karbondioksit ve kükürtdioksit'tir ve nükleer santrallerden çıkan bu gazlar gerçekten dünya'ya ve insanoğluna çok büyük zararlar veriyor.

Fosil yakıtların içersinde bulunan maddelerin büyük çoğunluğunu karbon ve hidrojen elementleri oluşturur. İçlerinde az da olsa radyoaktif maddeler, karbon, kükürt ve yanmayan maddeler bulunur. Fosil yakıtların yakılmasıyla birlikte co2 ve so2 gazları asit yağmurlarına neden olmaktadır. Bu sebepten sera gazlarının artması atmosfer sıcaklığınında artmasına sebep olmaktadır. Asit yağmurları bitki örtüsü ve canlılara zarar vererek ekonomik zararlarada sebep olmaktadır. Finlandiya'da bulunan göllerdeki balıklar asit yağmuru nedeniyle ölmektedir. Bu nedenle besin zinciride zarar görmeye başlamaktadır.

Nükleer santrallerin atıklarının depolama sorunu oldukça büyüktür. Çünkü bir şekilde atıklarını muhafaza etmesi gerekir. Nükleer reaktörlerden çıkacak radyoaktif atıkların ne şekilde çevreye verileceği iyi tespit edilmelidir. Küçük bir hata büyük sorunlara neden olacağı gibi, orada ve oraya yakın olan bütün yerleri etkileyeceği gibi insan yaşamınıda olumsuz etkilemektedir. Nükleer reaktörler farkındaysanız denize yakın yerlere kurulmuşturlar. Çünkü soğutma sistemi deniz sıcaklığına göre ayarlanmaktadır. Bir sorunda burada çıkmaktadır. Denizin Ph, sıcaklık değerini düşürerek denizde yaşayan canlılarıda olumsuz etkilemektedir. Bu sayede besin zinciride zarar görmeye başlamaktadır. Bu yüzden nükleer santral yapımında farklı alternatif çözümlere gidilerek çevreyle olan ilişkisi düzeltilmelidir. Bu hem çevre açısından iyi olacak hemde insanoğlu açısından iyi olacaktır. Diğer taraftan bacalardan çıkan emisyonların atmosfere taşınmasıyla birlikte yeryüzündeki canlılara ulaşarak bir takım olumsuzluklara sebep olmaktadır. Ancak Nükleer santrallerde bacalara yüksek güvenlikli filtreler takılarak bunları minimum seviyeye indirmek mümkündür. Bu yüzden biz çevre teknikerleri denize verilen suların deniz sıcaklığını değiştirmesini daha tehlikeli buluyoruz. Bunun için bir takım önlemler alınmalıdır.

Enerji üretmekte olan nükleer santrallerin çevreye iki önemli etkisi vardır. Bunlardan biri Radyoaktif etki diğeri ise ısıl etkidir.

Nükleer Santraller Gerçekten Zararlı mıdır?


Çevre duyarlılığı göze alınarak nükleer santral yapılabilir

Günümüzde ABD, Avrupa, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin hepsinde elektrik enerjisi üretmek için nükleer santraller kullanılmaktadır. Günümüzde Dünyanın ticari enerji talebi %90 kadarı fosil yakıtlardan, geri kalanı ise hidrolik ve nükleer enerji tesislerinden karşılanmaktadır. Dünya'da işletmedeki reaktörlerin sayısı 439'dur. İnşa halinde 28, sipariş edilen ve planlanan sayısı ise 45'tir. Nükleer reaktörler sürekli denetim altında tutulduklarından kaza yapma şansı çok düşüktür. Ancak bir kere kaza oldumu onu düzeltmek pek mümkün olmayabilir, şunuda söylemeliyim nükleer santraller (reaktörler) güvenliği çok yüksek olan santrallerdir. Hiç bir santralde nükleer enerji santralinin sağladığı güvenlik önlemleri yoktur. Sonuç olarak Nükleer santraller gerçekten zararlı mıdır? sorusunun cevabı eğer iyi çevre koruma tedbirleri alınırsa nükleer santrallerin hiç bir şekilde zararı mümkün olmamaktadır, ancak çevre koruma tedbirleri çok iyi alınmazsa en küçük bir hata veya kazada büyük felaketlere sebep olabileceğide unutulmamalıdır.

Şuan çalışmakta olan nükleer santraller yılda 2 milyar ton'dan daha fazla karbondioksit salınımını engellemektedirler. Bu sayı dünya standartlarında küçümsenmeyecek bir sayıdır. Fosil yakıtların yanmasıyla birlikte çevreye So2 ve Nox verilmektedir ve fosil yakıtların çevreye ve insanoğluna verdiği zarar malesef daha fazla görünmektedir. Yukarıda belirttiğim gibi bunlar asit yağmurlarına dönüşerek çok daha vahim sonuçlara imza atmaktadırlar.

Nükleer santraller bir kaza durumunda, reaktör kalbi ısınmaya başlayınca kendi kendilerini kapatıp zincirleme reaksiyonunu durduracak şekilde tasarlanmıştır.

Nükleer Santrallerin Yerine Neler Kullanılabilir.

Öncelikle nükleer santrallerin yerine daha alternatif çözümler sunan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek hem çevresel hemde toplumsal açıdan önemlidir. Yenilenebilir enerji kaynakları sürekliliği ile dünyanın her ülkesinde var olabilen özelliğiyle de büyük önem arz etmektedir. Fosil yakıtların hızla tükenmesinden dolayı yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi artmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları 21. yy en önemli enerji kaynakları olarak gösterilmektedir. Özellikle de güneş enerjisi teknolojisindeki ilerlemeler ümit vericidir ki çevresel etkileri yok edecek kadar azdır. Rüzgar enerjisi ise 21. yy'da elektrik üretim sistemleriyle rekabet edilebileceği öngörülmektedir. Rüzgar enerjisinde en çok gürültüden şikayet edilmektedir, bunun çözümü ise rüzgar enerjisinin şehirlerin dışına kurulmasıyla mümkündür. Yapılan araştırmalara göre ülkemiz rüzgar enerjisi bakımından zengin bir ülkedir. Diğer taraftan jeotermal enerjinin kullanımı da hızla artmaktadır. Sıcaklık değerlerinin uygun olduğu koşullarda jeotermal enerjiden elektrik üretmek mümkündür. Mevcut koşullara göre ülkemizin 2020 yılı hedefi 1000 MW olarak görülmektedir. Bunlar gibi çok daha farklı yenilenebilir enerji modelleri vardır. Ama bize en fazla yarar sağlayanlar yukarıda belirttiklerimdir.




YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
KARADENİZDE DEV DALGALAR
SÜRDÜRÜLEBİLİR YOL HARİTALARI
TÜRKİYE'DE BİR İLK
KÜRESEL ISINMA VE İSTANBUL-2
KÜRESEL ISINMA VE İSTANBUL-1
BREZİLYA'DA EN UCUZ RÜZGAR ELEKTRİĞİ SATILACAK
İŞTE 2012'NİN ÇEVRE OLAYLARI
EVİNİZDE ELEKTRİK ÜRETMEYE NE DERSİNİZ
AVRUPADA SÜRÜRÜLEBİLİR ENERJİ TEŞVİKLERİ AZALDI
WWEC RAPORUNA GÖRE RÜZGAR GÜCÜ ARTACAK
TEHLİKELİ ATIK NEDİR?
ABD'DE KASIRGA ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR
ALMANYA KARA TESLİM OLDU
ÇEVRE KİRLİLİĞİ NEDENLERİ
ÇEVRE SAĞLIĞI NEDEN ÖNEMLİDİR?
RÜZGAR ENERJİSİ
TÜRK BALIKÇICILIĞINI BEKLEYEN TEHKİKE
AMASRANIN TERMİK SANTRAL DRAMI
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ
SAPANCA GÖLÜNDE FELAKETTEN DÖNÜLDÜ
DOĞA İNTİKAM PEŞİNDE!
MANPOWER ANALİZ EDİYOR
2-3 YIL SONRA ÇEVRE YATIRIMLARI NE DURUMDA OLACAK
ANTARTİKA'DA TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR
NORVEÇ'TE KARBON DEPOLAMA TESİSİ YAPTILAR
ÇEVREMİ ODA NE? YANİ MEZUN GENÇ Mİ AT ÇÖPE GİTSİN
ZAKE MÜHENDİSLİK
MERSİNDE YAPILMAK İSTENEN NÜKLEER SANTRAL DANDİK Mİ?
İKLİM VERGİSİNE ÇİN ENGELİ
TRAKYA TOPRAKLARI KURTARILMALI
NÜKLEERSİZ JAPONYA MÜMKÜN MÜ?
KANADA'DA BUZ TUTTU
BP SIZINTISININ NEDENİ KÖTÜ YÖNETİM
DİLOVASINDA ÇOCUKLAR KANSER İÇİYOR
ÇÖPTEN 2 MİLYON LİRA ÇIKTI
MOR RÜZGAR TRİBÜNLERİ
KÜRE DAĞLARINDA HES KABUSU
KORUNAN ALAN HE İNŞAATLARINA AÇILIYOR
POŞETE KARŞI ÇEVRECİ BİRLİK
GOOGLEDEN BÜYÜK BAĞIŞ
MAVİ YÜZGEÇLİ ORKİDOS KATLİAMINI DURDURUN
AVUSTRALYA'DA SEL YIKICI BOYUTTA
ABD'DE DEV PROJE
HAVA KİRLİLİĞİNİN TANIMI
SERA GAZI NEDİR?
YANARDAĞ HAKKINDA HERŞEY
YANARDAĞLARIN YILI



1 yorum:

Adsız dedi ki...

nukleer santrallerde emisyon sorunu yoktur.